SineGöz Film Atölyesi

Ana Sayfa

SineGöz Hakkında Filmografi Gösterimler Makaleler Linkler İletişim

Akıntıya Karşı - Aziz NESİN Üzerine Söyleşi

Kısaca SineGöz’ü tanıyarak başlayabilir miyiz? Ekip nasıl bir araya geldi ve kaç kişiden oluşuyor?

SineGöz Film Atölyesi 2002 yılı Haziran ayında kuruldu. Bir süredir devam eden sinema, aydın, aydının topluma karşı sorumluluğu sohbetlerini kolektif bir üründe somutlamak isteyen SineGöz kurucuları, asıl olarak Aziz Nesin belgeseli çekimlerine başladıktan sonra SineGöz Film Atölyesi adını aldılar.

SineGöz Film Atölyesi şu kadar kişiden oluşuyor diye net bir rakam vermek çok olası değil. Zira biz kolektif çalışma prensiplerimize uyan ve bizimle aynı kadrajdan dünyaya bakan tüm dostlarımızla birlikte SineGöz olduk. Bu anlamda seslendirmelerimizi yapan Uğur Polat da, kişisel arşivini açan dostlarımız da SineGöz üyesi. Yani filmlerimizin jeneriğinde yer alan ve alfabetik sırayla dizilen tüm isimlerin toplamından oluşuyoruz.

Belgesel filmlerinize neden Akıntıya Karşı üst başlığını koyuyorsunuz? Bugüne kadar Akıntıya Karşı üst başlığında Aziz Nesin, Orhan Kemal ve Behice Boran belgesellerini çektiniz. Tümü de Türkiye tarihinde iz bırakmış aydınların yaşamları üzerine.

İzleyicinize bu belgesellerle neyi anlatmak istiyorsunuz?

Bir derdimiz var. Derdimiz yürüyüşleri bizimle birlikte olanları hatırlatmak. “Akıntıya Karşı” üst başlığını seçmemizdeki asıl amaç; aydın kavramının hızla içinin boşaltıldığı, sanatçı kavramının harc-ı alem kullanıldığı günümüz toplumunda aydının sorumluluğunu, omurgalılığını, örnek bireylerle yeniden hatırlatmak. Filmlerimizde yaşamlarına ışık tutmaya çalıştığımız Aziz Nesin de, Orhan Kemal de, Behice Boran da yüzümüzü ağartan, hiç baş eğmemiş, bu duruşlarıyla da hep örnek olmuş kişiler. Çoğu kez yalnız kalmayı göze alarak siyasal duruşlarını asla değiştirmiyorlar. Bu anlamda da akıntıya karşı metaforunun tam yerini bulduğunu düşünüyoruz.

İlk projeniz Akıntıya Karşı Aziz Nesin Belgeseli idi. Nesin’i öncelikli olarak tercih etmenizin nedeni neydi?

SineGöz' ün ilk çalışması olan ve Türkiye aydınlarını konu alan dizinin ilk ürünü, "Akıntıya Karşı... Aziz Nesin" isimli belgesel, grubun Aziz Nesin'e olan borcunu ödeme heyecanı ile anlam kazandı. Kendisine ilk çalışma konusu olarak Aziz Nesin'i seçerken; Nesin'in savunduğu; yaşamı, eserleri ve mücadelesi ile temsil ettiği değerlere duyulan ihtiyacın altını çizmeyi hedefledi.

Sizce Aziz Nesin nasıl bir iz bıraktı?

Aziz Nesin’in “Böyle Gelmiş Böyle Gitmez” adlı otobiyografisinin ilk kitabı olan “YOL”u okuyanlar bilirler. Kitap “Dünyaya gözümü yangınla açtım.” cümlesi ile başlar. Aziz Nesin’in hayatı sürekli yangınlarla kesişmiştir. Ülkenin yangın yerine döndüğü, döndürüldüğü tüm kesitlerde onun ismine rastlarsınız.

Aziz Nesin hem 40’ların karanlığında bir avuç aydınla çıkardığı Markopaşa dergisi ile, hem 12 Eylül tırpanlarının kol gezdiği o yenilgi günlerinde umudumuzu diri tutmamızı bu ülkenin topraklarına güvenmemizi sağlayan Aydınlar Dilekçesi girişimiyle, hem de Şeytan Ayetleri’ni yayınlamanın getireceği tehlikeyi göze almasıyla ‘yangın yeri’nde üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getiren bir aydınımızdır. Nasıl bir iz bıraktığını sorgulayan SineGöz; onurlu bir iz bıraktığı yanıtını bulmuş ve bunu filmine de yansıtmaya çalışmıştır.

Aynı isimde bir de kitap çıkardınız. Kitabı nasıl bir hedefle hazırladınız?

Kitabı hazırlama aşamasından bahsederken bu soruya Aziz Nesin mizahıyla yanıt vermek istiyoruz. Biliyorsunuz Aziz Nesin dostları ve okurları arasında ‘tutumlu’ yapısıyla bilinir. Biz de biraz Aziz Nesin’lik yaptık aslında. Çalışma sırasında o denli önemli belgeler ve söyleşilere ulaştık ki. Bunların tümüne 46 dakikalık bir filmde yer vermek mümkün değildi. Fakat bunları bir şekilde Aziz Nesin okuruna da ulaştırmak istiyorduk. Aklımıza en uygun yöntem olarak kitap hazırlamak geldi. SineGöz’den A.Şule Süzük bir biyografi kaleme aldı. Yaptığımız tüm röportajları ve filmde kullanamadığımız kimi belgeler -ki bunlara Aydınlar Dilekçesi ve konuyla ilgili Aziz Nesin’in yaptığı savunma da dahildir- kitapta yer aldı. Aziz Nesin tutumluluğuna ulaştık mı bilmiyoruz ama yaşasaydı bu nedenle bizi kutlayacağına inanıyoruz.

Bundan sonra farklı konularda belgeseller çekmeyi düşünüyor musunuz?

Akıntıya Karşı üst başlığında yine biyografiler yer alacak. Bunun yanında kimi önemli kavşak noktaları ve tarihe not düşülmesi gereken olayları da başka bir üst başlıkla ele almak gibi projelerimiz var.

Kolektifin ismini Dziga Vertov’dan esinlenerek koymuşsunuz. Vertov kurmaca sinema yapmıyor, oyuncu kullanmıyor vs. Siz de belgesel sinema yapmak konusunda ısrarlı olacak mısınız? Yoksa uzun ya da kısa metrajlı film çekmeyi düşünüyor musunuz?

Dziga Vertov’un sinema anlayışı olan SineGöz’ü atölyemize ad olarak seçerken asıl niyetimiz dünyanın en devrimci ve en yenilikçi sinemasını yapan Sovyet sinemasına bir selam yollamaktı. Dziga Vertov -yanlış anlamaları önlemek için söylüyorum- oyunlu sinemayı reddediyordu ve oyuncu kullanılmasına karşıydı. Bunun burjuva sanatı ve sineması olduğunu söylüyordu. Kurguya dayanan fakat kurmacaya yer vermeyen bir sinema dili oluşturmuştu. Sinemasal dilimiz ne kadar örtüşür onu tartışabiliriz ama Vertov’la aynı “göz”e sahip olmaya çalışıyoruz diyebiliriz. Uzun ya da kısa metrajlı filmler çekebiliriz, bu konuda keskin değiliz asla yaparız ya da yapmayız gibi. Ama belgesel sinema yapmak konusunda ısrarcıyız.

Son olarak filmlerinizi üretirken nasıl çalışıyorsunuz? Kırmızı çizgileriniz var mı?

Öncelikle şunu söylemek lazım sanırız. Yaptığımız üç filmde de işbölümü yapmadık. Kimse ben yönetmen ya da senarist olmak istiyorum demedi. Tamamen kolektif emeğe dayalı bir çalışma yöntemi izliyoruz. Örneğin son belgeselimiz olan ve Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde Haziran ayı boyunca her çarşamba günü saat 21:00’de gösterilen “Akıntıya Karşı… Behice Boran: Tek Başına Bir Koro” belgeselimizde 7 tane yönetmen var. Bunun yanında 7 kameraman, 7 senarist, 7 yapımcı yer alıyor. Bu kimi zaman çok zor bir çalışma olarak algılansa da kolektif çalışmaya inanan ve kolektif çalışmayı en önemli ilkesi edinmiş SineGöz Film Atölyesi için işleri rahatlatıcı bir rol oynuyor.
Kırmızı çizgilerimizin en başta geleni; sermayeden ve sponsordan bağımsızlık. SineGöz’e katılmak isteyen tüm herkesle bütün her şeyi tartışabiliriz. Üretim süreci zaten ikna yoluyla ilerliyor, neticede tartışmaya alışığız. Tartışamayacağımız tek şey sermayeden bağımsızlığımız ve tarafsızlık hikayesi. Biz tarafsız değiliz. Tarafımız net ve açıktır. Zaten sanat tarafsızdır diyen ya ciddi bir yalancı ya da ciddi saftır. Biz ise hiçbir dolayıma sapmadan saf ya da yalancı olmadığımızı ortaya koymayı seviyoruz.


SineGöz Film Atölyesi

Neden Aziz NESİN
Aziz NESİN Üzerine Tezler
Akıntıya Karşı - Aziz NESİN
Aziz NESİN
Aziz NESİN - Röportaj
Orhan KEMAL
Behice BORAN - Röportaj
Behice BORAN' a Bakmak
   
 

SineGöz © 2008